Terimler

Bel fıtığı, Bel kayması, Disk kayması, Siyatalji, Siyatik, Lumbago terimleri halk arasında genellikle yanlış anlamlarda kullanılmaktadır. Bu nedenle bu terimlerin anlamlarını kısaca açıklamakta yarar görmekteyiz.

Lumbago : Bel ağrısı anlamına gelen eski bir terimdir.

Bel fıtığı : Bel omurları arasında bulunan ve disk adı verilen yapının fıtıklaşarak kalça ve bacağa giden sinir köklerine bası yapmasıdır.

Disk kayması : Bel fıtığı ile eş anlamlı olarak kullanılan yanlış bir terimdir.

Bel kayması : İki bel omurunun çeşitli nedenlerle birbiri üzerinden kaymasıdır. Bel fıtığına göre daha seyrek görülür.

Siyatalji : Siyatik sinirine bası sonucu oluşan ağrıya verilen addır. Kalça, uyluk ve bacağın arkasında uzanan ve ayağa kadar uzanan siyatik siniri, bel fıtığı ya da başka nedenlerle ağrıya yol açtığında siyatalji terimi kullanılır.

Siyatik : Yanlış kullanılan bir terimdir. Bir hastalık ya da yakınma belirtmez. Yukarıda tarif ettiğimiz sinirin (siyatik siniri) kendisi bu adla anılır.

Bel Fıtığı

Bacak ağrısı ile birlikte oluşan bel ağrılarının en sık rastlanılan nedeni
bel fıtığıdır.

İnsan omurgası gövdenin dik durmasını sağlar. "Omurga kolonu" omurlar, diskler ve bağlardan oluşur. Omurların ortasında yer alan bir kemik kanalda ise omurilik bulunur. Ayrıca iki omurun yanlarındaki deliklerden, kalın elektrik kabloları gibi sinir kökleri çıkar. Bu sinirler, ayrı ayrı vücut bölgelerine giderek buraların duyusunu ve hareketini sağlar.

"Disk", sert ve sabit bir lif demeti ile çevrilidir. Diskin ortasında ise yumuşak ve pelte kıvamında bir çekirdek kısım vardır. Diskin görevi frenleyici bir yastıkçık gibidir.

Omurga, otomobillerin amortisörlerine benzetilebilir. Omurilik ve siniri ezici sarsıntılardan korur. Ancak yaşlanma ile yumuşaklığını yitiren disk, frenleyici yastıkçık görevini zamanla kaybeder. Bunun sonucunda diski çevreleyen sert lif demeti yırtılabilir. Ortasındaki peltemsi fakat artık sertleşmiş çekirdek dışarı kaçabilir ve sinir köklerinden birine bası yapar. Buna Bel Fıtığı (disk hernisi) denir. Sinire olan bası, bacağa dek vuran şiddetli ağrılara (Siyatalji) ve bel ağrısına neden olur.

Bel fıtığı kimlerde daha sık görülür?

Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığının toplum içinde rastlanma sıklığı onda bir gibi yüksek bir düzeydedir. Bel fıtığı en sık 35-50 yaş arasında ve her iki cinste de eşit olarak görülür. Omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riskleri daha fazladır. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre oturmak zorunda kalan masabaşı çalışanları, şöförler, sürekli ayakta duran öğretmen, eczacı, garson gibi meslek sahipleri, açık havada çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler bel fıtığına yakalanma olasılığı en fazla olan kesimdir.

Bel fıtığı nasıl oluşur?

Omurgayı incelediğimizde, omurganın içine olabilecek en mükemmel koruma sisteminin yerleştirildiğini görürüz. Omurgayı oluşturan kemiklerin arasına kıkırdak yapılı birer disk yerleştirilmiştir. Bu diskler otomobil tekerleklerindeki yükü emen amortisörler gibi çalışırlar.

İşte bel fıtığı omurgalar arasında bulunan disk denilen elastiki kıkırdak dokunun omurgaların basısı nedeniyle öne doğru kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşur. Bazen ani bir zorlama, ağır bir şey kaldırma, ters bir hareket veya belin üşütülmesi bile bel fıtığına neden olabilir. Ancak bel fıtığının en önemli nedeni uzun süren stress ve gerginlikler sonrası kaslardaki aşırı gerilmedir.

Bel fıtığının belirtileri nelerdir?

Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar,
Ayaklarda uyuşmalar,
Hareket kısıtlılıkları,
Yürüme ve oturmada güçlük,
İleri safhalarda iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, dengesizlik ve yürüyememe

Bel fıtığı teşhisi nasıl konur?

Günümüzdeki modern tanı yöntemleri, Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir.

Bel fıtığının tedavisi nasıl yapılır?

a) Başlangıç safhası

Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir. Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir. Uzun süre araba kullananlara ise yirmi dakikada bir arabalarını park edip arabalarının etrafında birkaç kez dönmeleri tavsiye edilir.

Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir iskemle veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahati yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

b) Bel fıtığı ilerlerse ne yapılmalı?

Eğer yukarıdaki önerilere, istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta onbeş yirmi seans fizik tedaviye devam etmelidir.

Bel çektirme, akupunktur, bele balık bağlama, el masajı, zift yakma gibi yöntemler ancak istirahatle bile iyi olabilecek bel fıtıklarına fayda edebilir. Bu tip alternatif tedavi metotlarının amaçları fizik tedavide olduğu gibi kasları gevşetme esasına dayalıdır. Ama amacı dışında uygulanırsa bu metotlar faydadan çok zarar getirir.

Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske bilgisayarlı tomografi altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak ve hastanede yatma gerekmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur.

c) Ameliyat gerektiren durumlar

Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ancak Mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

Ameliyat gerektiren durumlar ve gerektirmeyen durumlardaki tedavi seçenekleri aşağıda özetlenmektedir:

Hangi durumlarda ameliyat edilir ?

    - Fıtık parçasının koparak serbest parça haline gelmesi
    - Şiddetli bacak ağrısı, yürüyememe
    - Bacakta, ayakta güç kaybı
    - Cinsel gücün kaybı

Hangi durumlarda once diğer tedavi yöntemleri denenebilir ?

    - Sadece bel ağrısı
    - Sadece ağrı ve uyuşukluk
    - MR'da sinirin net olarak görülmesi

Mikrocerrahi nedir?

Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından mikrodiskektomi metodu bulunmuştur. Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir.

Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve aynı gün evlerine gidebilmektedirler. Bu method sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır.

Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin yüzde 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Halen bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler.

Bazı hastalar ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir. Hastalar ameliyat sırasında rahatlıkla sohbet eder, şarkı söyleyebilir, ameliyat sırasında yakınlarını arayabilir hale gelmişlerdir.

Diğer cerrahi metodları nelerdir?

Daha önceleri uygulanan lazerle belfıtığı ameliyatları, perkütanöz endoskopik diskektomi denilen ayaktan tedavi metotları ve kemonükleozis denilen ilaçla diskin eritilmesi metotları ancak istirahatle ve fizik tedaviyle iyi olabilecek hastalara fayda ettiğinden yavaş yavaş terkedilmektedir.

Bir çok hastalıkta da olduğu gibi bel fıtığından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

Hastaneye yatarken .

    - Size söylenilen ameliyat saatinden 6 - 8 saat önce herhangi birşey yemeyiniz,
    sigara ve su içmeyiniz. ( Doktorunuz bu saati size özellikle belirtecektir.)
    - Hastaneye gelirken rahat giysiler giyinin.
    - Ameliyattan birgün once mutlaka banyo yapın.
    - Hastaneye gelirken MR'ınızı ve diğer tüm tetkiklerinizi mutlaka yanınızda
    getiriniz.
    - Hastaneye gelince ilk once "Danışma/Resepsiyon" bölümüne başvurun.
    İsminiz görevlilerin önündeki listede yazılı olacak ve size yatış işlemleriniz için
    gerekli tüm yardım bu bölümde yapılacaktır.
    - Danışma bölümünde ve yatışınızdan itibaren merkezimizin halkla ilişkiler
    görevlileri yanınızda bulunacaktır.

Bel fıtığından korunmak için önlemler nelerdir ?

Kilo vermek :

Fazla kilolar, omurlar, dolayısıyla diskler üzerine olan yükü arttırır. Sonuçta diskin içindeki yumuşak çekirdeğin dışarı kaçmasını yani fıtıklaşmayı kolaylaştırır. Şişman bir bel fıtığı hastasının kilo vermesi kadar iyi bir tedavi yoktur. Bu her reçeteden daha değerlidir.

Spor yapmak:

Bel ağrıları olan kişinin yapmasında yararı olan sporlar; yüzme, yürüme, hafif koşular (jogging) ve bisiklete binmek (dik durumda yapılmalı ve kıvrık gidonlu bisikletle yapılmamalı) olarak sayılabilir.

Futbol, basketbol, voleybol, güreş, halter, golf gibi sporlar sakıncalıdır. Jogging 20 dakika süreyle yapılmalıdır. Diğer aktivitelerin süresi 30-40 dakikaya çıkarılabilir. Ancak bu sırada nabız sayılmalı ve 120-130 dakikanın üzerine çıkarılmamalıdır. (40 yaşın altında 130 dakika, 40 yaşın üzerinde 120 dakika).

Sağlıklı uyumak ve dinlenmek:

Bel ağrısından yakınan hastalar birçok hareketten kaçınmak zorundadır. Günlük yaşamdaki hareketler kolay görünmesine rağmen dikkat edilmediği takdirde bel ağrısının artmasına neden olurlar. Bu nedenle yaptığınız tüm hareketlerde bel dengeli bir durumda tutulmalıdır.

İnsanlar yaşamının üçte birini uykuda geçirmelerine rağmen bu sürenin bel üzerindeki etkisini dikkate almamaktadırlar. İyi bir yatak vücudun gömülmesini engelleyecek kadar sert, sırt eğrilerini koruyacak kadar yumuşak olmalıdır. Büyük yataklar tercih edilmelidir. Bu yataklar gece boyunca rahat hareketi sağlar, eklem ve kaslar üzerindeki yükü azaltır ve sabah tutukluğunu önler.

Yastık ensenize destek olmalı ve dengeli bir durumda dinlenme olanağı sağlanmalıdır. Kuş tüyü veya fiber yastıklar sünger yastıklara tercih edilmelidir. Enseyi destekleyecek biçimde yapıldığı takdirde sünger yastıklar da kullanılabilir.

Vücudumuzun uykudaki şekli iyileşme sürecini etkiler. Uyumadan önce vücudumuzu rahat ettirecek bir şekil almak doğru olacaktır.



Sırt üstü uyuma veya dinlenmede ensenize desteksiz bir biçimde yastık koymayın. Dizlerin arasında yastık koymak sizi daha da rahatlatır. Ancak büyük bir yastık kullanmayın.



Dizleri ğöğsünüze doğru çekerek yan yatmak da sizi geçici süre rahatlatabilir. Ancak sürekli yatmak için doğru bir şekil değildir. Alttaki bacağınızı düz tutun, diğer bacağınızı bükün.

Sert bir yatakta yüzü koyun yatmak da sizi rahatlatabilir. Bu durumda başınızın altına yastık konması genellikle tavsiye edilmez. Dizlerinizi büküp bileklerin arasına bir yastık yerleştirilmesi doğru olacaktır.



Yatak yapmak zorunda kalırsanız tek tarafta durup öne doğru eğilmeyin. Öne doğru eğilme hareketi diz çökerek veya yatağın üzerine çıkarak en aza indirilebilir. Böylelikle belin dengeli pozisyonu korunmuş olur. Ayakta yapacaksanız yatağın etrafında dönerek yapmaya çalışın.

Ağırlık kaldırırken dikkat edilecek hususlar:

Herhangi bir yük kaldırmadan önce bunun gerekliliğini ve sınırlarını belirleyiniz. Hekiminizden size uygun özel kaldırma tekniklerini mutlaka öğrenininiz. Belinize zarar vermemek için, iyileşmenin erken dönemlerinde yük kaldırmamak ya da yardım istemek daha doğru olacaktır. Güvenli bir biçimde kaldırmak sadece ağırlığın miktarı ile değil, kaldırma biçimi ile de ilgilidir. Sanılanın aksine bel kasları kaldırma faaliyeti için elverişli değildir. Bel kaslarının başlıca amacı, dengeli bir duruş sağlamak için karın kasları ile iş birliği halinde çalışmaktadır. Bu nedenle kaldırma hareketini belinize değil, bacak ve uyluktaki büyük kasları kullanarak yapmalısınız.

Günlük faaliyetlerdeki tüm kaldırma hareketlerine son vermek kolay değildir. İyileşmenin erken dönemlerindeki kısıtlamalardan sonra durum düzeldikçe yavaş yavaş yük kaldırmaya başlayabilirsiniz.

Herhangi bir yükü kaldırırken dikkat edilmesi gereken ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

  • - Kaldıracağınız ağırlığı hesaplayın.
  • - Kaldırmadan önce ağırlığı deneyin.
  • - Gerektiğinde yardım isteyin.
  • - Kaldırırken belinizi daima dengeli durumda tutun.
  • - Mümkün olduğunca ayaklarınızı kullanın.
  • - Kullanacağınız yükü mümkün olduğunca kendinize yakın tutun.
  • - Kaldırırken karın kaslarınızı gergin tutun, nefesinizi tutmayın.
  • - Kaldırırken dönmek gerekirse belinizle değil, ayaklarınızla dönün.
  • - Hızlı, çabuk ve yumuşak hareketlerle yer değiştirin.
  • - Eğilme ve uzanma hareketlerini en aza indirin.

Ev işi yaparken dikkat edilecek hususlar:

Mutfak işleri:



Mutfakta çalışırken dengeli bir durum imkanı vermeyen hareket ve duruşlardan kaçınmak gerekir. Yukarıya doğru uzanmamak için mutfak gereçlerinin omuz ve bel arasında bir yükseklikte dizilmiş olmasını sağlayın. Daha aşağı seviyelerden bir şey almak gerektiği takdirde dizinizi yere dayayın, cismi alın, tezğaha koyun, masanın desteğinden yararlanın. Ayağa kalkacağınız zaman iskemle ya da tezgahtan yararlanın. Bu destekler belin normal eğiminin korunmasını sağlayacaktır. Uygun bir destek bulamazsanız ellerinizi kalçanıza koyun ve kollarınızla itin.



Bulaşık yıkarken tabakları kendinize yakın tutun. Bu sizin dik durmanızı sağlayacaktır.Ağır bulaşıkları kaldırmak yerine kaydırmaya çalışın. Ağır malzemeleri taşırken servis arabası kullanın.



Bulaşık makinesini doldururken, yıkanacak bulaşıkları önce makinenin yanındaki tezgaha yerleştirin. Bir dizinizi bükerek bulaşık makinesini doldurun. Bu sizi tekrar tekrar öne eğilmekten koruyacaktır. Bulaşık makinesini boşaltmak için işlemin tersini yapın. Ayağa kalkarken makineyi destek olarak kullanın.

Çamaşır yıkarken:



Çamaşırı küçük parçalar halinde makineye koyun. Küçük parçalar belinize büyük bir iki parçanın vereceğinden daha az yük bindirir. Makineye doğru eğilmekten kaçının. Üstten doldurmalı makineden bacağınızı yukarıya doğru kaldırın.. Özellikle ıslak çamaşırşarı alırken büyük yığınları yüklenmeyin. Makineyi doldurup boşaltırken, dizlerinizin üzerine çökün, kalkarken makineden destek alın.

Çocuk bakımı:

Beliniz ağrırken kucağınıza çocuk alacaksanız, önlemini daha önceden almanız gerekir. Ani hareketler ağrınızı arttırabilir. Bu durum hem sizin hem de çocuk için tehlikelidir. Çocuğun altını değiştirmek için yüksek bir yer ya da çocuk karyolası yoksa yerde değiştirmekten kaçının. Çocuğu giydirmek için masa ya da karyolasına doğru eğilirken belinizden değil, kalçadan eğilmeye çalışın. Belinizi dengeli bir durumda tutun. Önce bir bacağınızın üzerinde doğrulun. Çocuğu bu şekilde kucağınıza alın. Tek diz kaldırışı genellikle en etkili yöntemdir. Kaldırırken çocuğu mümkün olduğunca kendinize yakın tutun.



Eğer çocuk yeterince büyükse önce bir sandalye oturtun ya da ayakta tutun. Daha sonra yan çömelme durumunda dizinize doğru kaydırın. Bu pozisyon kaldırmanız için gereken alanı küçültür ve öne eğilme gereksiniminizi azaltır. Çocuğu uzun süre tek kalça üzerinde taşımaktan kaçının.


İSTANBUL BEL VE BOYUN AKADEMİSİ
Tel: 0212 - 288 00 58 E-mail: dr@belveboyun.com